MEKTUP
Sevincelik
Kızkulesi'ni düş getiren pay senetleri
Kısa günde kapış kapış gitti
İşçisi köylüsü öğrencisi şairi
Tam tamına 49,5 milyon kişi
Yazıldı defterine güzelliğin
..........
..........
Cemal Süreya
Kime yazıldığı belli olmayan şiir gibidir arkadaşlığımız. Mesela sen. Kim bilir kendini hala herhangi biri sanıyorsundur?
Bilir misin? İpotek altına almak istemediğinden kimseyi, “söz” de veremezsin bir ömür diye...
Bilirsin kendiliğinden “oluversin” istersin bazı şeyler.
En çok sevdiğin şey “hürriyetse” eğer, en sevdiğin en hür olmamalı mı sence de? Neyse bırakalım bu bahsi…
Sen de bir ömürsün! Soramam da şimdi niye yazmıyorsun? Küstün mü, kırıldın mı, incindin mi bana? Böyle soruları sana soramam. Hani her hangi biri olsan belki?
Sıkboğaz, darboğaz en sevmediğim kelimeleridir Türkçenin. Canımıniçi gibi bir kelimedir “Boğaziçi”. Severim…
Hıyar en sevdiğim kelimesidir Türkçenin. İçinde “hıyar” bulunan kelimeleri de severim. Mesela “cacık”. Hem sevgi sözcüğü olur cacıktan hem küfür. Ama ikisi de şakacıktan…
Sen de az cacık değilsin! Canım rakı çeker seni düşününce. Hani aynı anda hem efkarlı gibi hem neşeli gibi olursun ya eyle! “Bir tatlı huzur almaya geldiiikkk…” anla be! Muhabbetin içkisidir rakı, gülüm!
“Ben sana gülüm derim, gülün ömrü uzar” deyor ya şair. Öyle gülüm demek kolay mı? Hani hatıra defterine yazarlardı ya: “Seni ölünceye, gülü soluncaya kadar…” Gülü solduruncaya kadar geberte geberte sevilir mi peki, he sorarım sana?
Yani ben sana soramam, utanırım senden. İnsan sevdiğine böyle sorularla eziyet etmemeli!
Sen de hıyarlık etme de yaz iki satır…
Gözlerinden öperim…
Yorum

