20/12/2009

ANADOLU


Bugün, Soner Yalçın sayesinde daha önce hiç bilmediğim bir Ahmet Arif şiiriyle tanıştım. Merak edenler linki tıklayarak şiiri ve ilgili yazıyı kaynağından okuyabilirler:

http://www.odatv.com/n.php?n=eger-onyargilarinizin-tutsagi-iseniz-bu-yaziyi-hic-okumayiniz-1912091200

 

 

ANADOLU

 

Beşikler vermişim Nuh'a

Salıncaklar, hamaklar,

Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,

Anadoluyum ben,

Tanıyor musun ?

 

Utanırım,

Utanırım fukaralıktan,

Ele, güne karşı çıplak...

Üşür fidelerim,

Harmanım kesat.

Kardeşliğin, çalışmanın,

Beraberliğin,

Atom güllerinin katmer açtığı,

Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,

Kalmışım bir başıma,

Bir başıma ve uzak.

Biliyor musun ?

 

Binlerce yıl sağılmışım,

Korkunç atlılarıyla parçalamışlar

Nazlı, seher-sabah uykularımı

Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,

Haraç salmışlar üstüme.

Ne İskender takmışım,

Ne şah ne sultan

Göçüp gitmişler, gölgesiz!

Selam etmişim dostuma

Ve dayatmışım...

Görüyor musun ?

 

Nasıl severim bir bilsen.

Köroğlu'yu,

Karayılanı,

Meçhul Askeri...

Sonra Pir Sultanı ve Bedreddin’i.

Sonra kalem yazmaz,

Bir nice sevda...

Bir bilsen,

Onlar beni nasıl severdi.

Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı

Minareden, barikattan,

Selvi dalından,

Ölüme nasıl gülerdi.

Bilmeni mutlak isterim,

Duyuyor musun ?

 

Öyle yıkma kendini,

Öyle mahzun, öyle garip...

Nerede olursan ol,

İçerde, dışarda, derste, sırada,

Yürü üstüne - üstüne,

Tükür yüzüne celladın,

Fırsatçının, fesatçının, hayının...

Dayan kitap ile,

Dayan iş ile.

Tırnak ile, diş ile,

Umut ile, sevda ile, düş ile

Dayan rüsva etme beni.

 

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,

Namuslu, genç ellerinle.

Kızlarım,

Oğullarım var gelecekte,

Her biri vazgeçilmez cihan parçası.

Kaç bin yıllık hasretimin koncası,

Gözlerinden,

Gözlerinden öperim,

Bir umudum sende,

Anlıyor musun ?

 

Ahmed Arif

 

5/12/2009

GÜZ GÜLLERİ-4

foto cano

 

GÜL  

Gülün tam ortasında ağlıyorum,

Her akşam sokak ortasında öldükçe,

Önümü arkamı bilmiyorum,

Azaldığını duyup duyup karanlıkta,

Beni ayakta tutan gözlerinin..

 

Ellerini alıyorum, sabaha kadar seviyorum,

Ellerin beyaz, tekrar beyaz, tekrar beyaz,

Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum,

İstasyonda tren oluyor biraz,

Ben bazan istasyonu bulamıyan bir adamım..

 

Gülü alıyorum, yüzüme sürüyorum,

Her nasılsa sokağa düşmüş,

Kolumu kanadımı kırıyorum,

Bir kan oluyor, bir kıyamet, bir çalgı

Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene...

 

Cemal Süreya

 


5/12/2009

GÜZ GÜLLERİ- 3

foto Cano 

BÜLBÜL

Bir gamlı hazânın seherinde,

Isrâra ne hâcet yine bülbül?

Bil, kalbimizin bahçelerinde,

Cân verdi senin söylediğin gül.

 

Savrulmada gül şimdi havâda,

Gün doğmada bir başka ziyâda...

 

Ahmet Haşim


5/12/2009

GÜZ GÜLLERİ-2

Foto Cano

 

 I

"Saki Şarap sun, beni de unutma" Hafız böyle diyor

Şiraz'da, gül altında, "aşk kolay göründü, oysa çok zor"

Bir cezayir menekşesi senin aşkın, uzakta ve elinde değil.

Ey kör, gel de açıkla şimdi, sana nasıl kolay görünüyor?

 

II

 

Uyanıyor yeniden gül farkında mısın?

Uyanıyoruz yeryüzünü okşarken parmakların

Sen bir ağaç olmanın önsezisiyle yeniden

Ve ben gövdene yeniden rüzgar olmanın.

 

III

 

Bir şiir ülkesi olan yüzünü sevgilim

Sözcüklerin ordusuyla kuşatıp fethettim

Benimle dile geldi senin eşsiz güzelliklerin

Seninle bundan böyle şiir sultanı benim.

 

IV

 

Yazıldı benim gibi bir çılgının tapusuna

Senin güzelliğinin olan ülke ve koca dünya

Öylesine zenginim ki kıyamıyorum

Elim varıp bir tek pulunu harcamaya.

 

V

 

"Ölesiye yaşadı" dedi Can, gidince Yılmaz

"Nazım da öyleydi, başka türlüsü bize yakışmaz"

Öylesine ölesiye sevdim ki seni, ben gidince,

"Aşktan öldü bu çocuk ta" diyecektir, hiç şaşmaz...

 

Onat Kutlar'ın Rubailerinden...

 

5/12/2009

GÜZ GÜLLERİ-1

foto Cano

........

  

Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor,

En çok güz ayları ve yağmur yağınca,

Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.

Uzanıp alıyorum, kimse olmuyor,

Solgun bir gül oluyor dokununca.

 

Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda,

Akşamlara gerili ağlarla takılıyor,

Yaralı hayvanlar gibi soluyor,

Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor

Yollar, ya da anılar boyunca.

 

 Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece

Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam,

Solgun bir gül oluyor dokununca...

 

Behçet Necatigil'in  

SOLGUN BİR GÜL, DOKUNUNCA adlı şiiinden 

 

 

26/11/2009

MASALLARIN MASALI

Su başında durmuşuz çınarla ben.

Suda suretimiz çıkıyor çınarla benim.

Suyun şavkı vuruyor bize, çınarla bana.

Su başında durmuşuz çınarla ben, bir de kedi.

Suda suretimiz çıkıyor çınarla benim bir de kedinin.

Suyun şavkı vuruyor bize çınara, bana, bir de kediye.

Su başında durmuşuz çınar, ben, kedi, bir de güneş.

Suda suretimiz çıkıyor,

çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.

Suyun şavkı vuruyor bize,

çınara, bana, kediye, bir de güneşe.

Su başında durmuşuz,

çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.

Suda suretimiz çıkıyor,

çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.

Suyun şavkı vuruyor bize,

çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

 

Su başında durmuşuz.

Önce kedi gidecek kaybolacak suda sureti.

Sonra ben gideceğim kaybolacak suda suretim.

Sonra çınar gidecek kaybolacak suda sureti.

Sonra su gidecek güneş kalacak,sonra o da gidecek.

Su başında durmuşuz,

çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.

Su serin,çınar ulu,ben şiir yazıyorum,kedi uyukluyor,

güneş sıcak,çok şükür yaşıyoruz.

Suyun şavkı vuruyor bize ,

çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze...

 

Nazım Hikmet RAN

 

19/11/2009

KALAN

 

Bir şey kaldı gecelerden birinde

Senden.

Öncesinde bilinmemiş bir şey,

Silinmez bir ses gibi giden..

Kelimelerden büyük, kelimelerin içinde,

Bir şey kaldı senden

Yaşamalar'ın arasında kaçamaklı.

 

Veriliş rengi başka, alınış rengi başka..

Söylemeye vakit kalmadan

Dudakların altına bırakılmış bir şey.

Karanlıkların tam ortasında bir kırmızı nokta..

Gözlerce pırıl pırıl, ellerce saklı.

 

Bir şey kaldı, bir denizin kıyısında senden,

Bakışlarla yüklü, söylemelerle sessiz..

Seninle dolu, seninle sensiz bir şey..

Arandıkça bulunmamış yıllar yılı,

Bulundukça aramaklı.

 

Özdemir Asaf

4/4/2008

BEREKET VERSİN

Yaşama bir gitardır
Tellerine vurdukça yediveren
Güneş nasıl doğarsa
Ve yeşil ne kadar solaksa
Saksofon ne kadar benziyorsa asma kabaklarına
Bir sebzevat kokusu sarıyor ortalığı
Sanki sırık tomatları biz kızardık diyorlar
Santana çaldıkça
Kurbağalar ötüyor tosbağalar yürüyor
Beni bir bostana gömün
Gübre olmak istiyorum

 

Can Yücel


Farid Farjad,Robebah Jan -